Youtube Merakı Artıyor

Günümüzde Youtube oldukça aktif bir şekilde kullanılmakta. İsteyen herkes telefonundan, bilgisayarından, tabletinden kolayca ulaşabiliyor.
Buna bağlı olarak abone sayısı oldukça fazla olan Youtuberlar karşımıza çıkmaya başladı. Azımsanamayacak bir kitle oluşturdular kendilerine. Üstelik bu işten para da kazanıyorlar. Öyle ki işi gücü bırakıp kendini Youtube dünyasına adayan, geçimini tamamen Youtube üzerinden sağlayan insanlar bile var. 
Durumlar böyle olunca herkeste bir Youtuber olma hevesi aldı başını gidiyor. Her gün bir sürü yeni kanal ekleniyor Youtube alemine. Bu kanallardan bazıları emin adımlarla ilerlerken bazıları da rağbet görmüyor. Bu işte başarılı olmak için sabır ve özveri gerekli… 

Okul da Neymiş?

Kim seviyor ki zaten? Küçükken okula başlamadan önce, büyük ihtimalle hepiniz okula gitmek için can atıyordunuz. Peki sonra ne oldu? Anne ben okula, gitmek istemiyorum, okuldan nefret ediyorum, okulu bırakacağım ben… 
Sonuç ne oldu? Yataktan kalktık ve okula gittik. Ayrıca okulu falan da bırakmadık. Bir şekilde o okula gidiliyor. O yüzden itiraz etmenin alemi yok. Evet, sevmiyoruz; evet, nefret ediyoruz ama mecburen gidiyoruz. Bir çılgınlık yapıp okula gitmemeye karar versek oldu ya ailemiz de ‘Tamam, gitme çocuğum.’ dese bile yasalar ‘Gideceksin.’ diyor maalesef.  
Sonuç olarak kalkıp o okula gidilecek. Hiç boşuna canınızı sıkmayın, gitmek zorunda olduğunuz aklınıza gelsin. 

Ev Hanımları Artık Üniversiteli

Elbet görüyor veya duyuyorsunuzdur. Yaşını almış özellikle kadın ev hanımı kesimimiz meşgale olsun diye üniversite sınavlarına hazırlanıp okuyorlar.

Anlamıyorum kardeşim, gerçekten senin böyle bir şeye ihtiyacın var mı? Anlıyorum ki can sıkıntısından okuyorsun. Evde boş boş durmamak bir farklı sosyal ortama katılmak istiyorsun. Ama bir yanlış yapıyorsun..

Bencil davranıyorsun! Senin gibi binlerce kadın sadece keyif olsun, havam olsun diye binlerce gencin kazanacağı, geleceğini kuracağı okulun kontenjanını dolduruyor.

İş Makinası Fanları

Ülkemize özgü bir hastalıktan bahsedeceğim bugün size. Çalışan iş makinelerini izleme hastalığı… 
Hayatım boyunca çözemediğim ve çözemeyeceğim bir durum. Böyle konuşuyorum ama beni de öyle bir yere götürseler belki ben de durup öylece çalışan makineleri izleyeceğim. İnsan psikolojisini etkisi altına alıyor resmen. Psikolojik bir inceme bile yapılabilir bu konu üzerinde. Aslında görülmesi zor olan bir şey de değil ki. Her yerde çalışan, orayı burayı kazan iş makinesi görmek mümkün.  
Bir gün gerçekten iş makinelerini izleyen dayıların yanına gidip ‘Amaç ne, biz ne yapıyoruz?’ demek istiyorum. Tuhaf durumlar… 

Çokbilmiş Klavye Artisleri

Ne yazık ki günümüzde önünde klavyesi olan herkes uzman gibi davranıyor. Sosyal medya üzerinden ahkam kesen bir sürü çok bilmişle karşılaşmak mümkün.  
Daha geçenlerde, kendini psikolog olarak tanıtan hatta televizyon programlarına konuk olup insanlara psikolojik öğütler veren bir hanımın gerçekte psikolog olmadığı ortaya çıktı. Bu hanımefendi, sosyal medyadaki popülerliğini kullanarak kendini psikolog ilan etmiş. Bu sadece bir örnek… 
İnternet üzerinden okuduğumuzun bilgilerle sosyal medya hesaplarımıza girip ‘Şuna dikkat edin, buna dikkat edin!’ demek ne kadar sağlıklı siz düşünün. Bir an önce son verilmesi lazım bu tarz şeylere. 

Mutluluğu Yakalayabilir Miyiz?

Ne kadar yürüdüğümü unutacak kadar çok yürüdüm. Neyi aradığımı unutacak kadar çok aradım. En sonunda kendimi de kaybettim ararken. O kadar çok baktım ki artık göremez oldum.

Şimdi neye tutunsam görüyorum ki çok kırılgan. Tutunacak hiçbir şey bulamıyorum. İnsanların çeşitli yöntemleri var. Kimisi geçmişe tutunuyor, kimisi geleceğe, kimi yalancı mutluluklara tutunuyor. Oysa hepsi sahte, hepsi kırılgan. İnsan kendini tutmalı bir kere, bir kere tuttu mu da bırakmamalı. Ben bir kez bıraktım kendimi, şimdi tekrar tutamıyorum.

İnsanın kendini yakalamaya çalışması kadar zor bir uğraş yok. Mutluluğu yakalamaya çalışmak dediğimiz belki de bu. Çünkü her şey öyle gelip geçici ki. Yaşadığımız tüm mutluluklar öyle gelip geçici. Sadece kendimiz kalıyoruz kendimize. Kıymetini bilmeli, sımsıkı tutmalı ki gitmesin.

Televizyon Bahane Sosyal Medya Şahane

Kullandığımız sosyal medya platformlarının gücünü, nelere sebep olabileceğini hiç düşündünüz mü? 
Sosyal medya üzerinden bir şeyi beğendirmek, insanları bir olay etrafında örgütlemek, yalan haberleri yaymak; kötü şeyleri iyi, iyi şeyleri kötü olarak göstermek oldukça kolay bir durum.  
Gücü oldukça fazla olan bir platform sosyal medya… O yüzden sosyal medya hesaplarını kullanırken bunu göz önüne alarak kullanmanız lazım.  
Öyle ki günümüzde sosyal medya üzerinden yaptığınız paylaşımların provokasyon değeri taşıdığı saptanırsa tutuklanma ihtimaliniz bile var. Yaptığınız paylaşımlara, seçtiğiniz sözcüklere dikkat etmeniz gerekiyor. Sosyal medyada aktif olayım derken başınıza bela alabilirsiniz, aman dikkat! 

Zayıflık Neye Göre Hesaplanıyor?

Acılardan kaçamamak mı benim kaderim, yoksa acıyı seçmek mi kederim? Kime değer verdiysem, beni üzebileceğini hissettirdiysem beni üzmeyi tercih etti. Ben de onlardan gelen her şeyi ama her şeyi kabullendim. Değiştim sandım, sandım ki artık kimse için üzülmem, çok da çabaladım. Kalbi mezarlık dolmuş kişiler için çabaladım hem de. Hep çiçekler açsın istedim herkesin yüreğinde. Basit olalım istedim belki de. Sadece basit ve mutlu olmak istedim. Ama olamadım.

Zayıflık mı bu bilmiyorum. İnsanın bir şeylere her hücresi ile üzülebilmesi zayıflık mı, insanlık bu mu yoksa inan bilmiyorum. Bilmek de istemiyorum bu değiştiremediğim kendimi.

Coolların Toplanma Alanı

Siz de fark etmişsinizdir, Twitter’da hep bir coolluk söz konusudur.  
Herkesin paylaştığı şeyler hemen hemen birbirine benzer. Bir boş vermişlik, acı çekme hali vardır herkeste. Hep bir gidenin ardından isyan ama bunun yanında da hayatı takmayan bir tavır söz konusudur. Aşırı modern, aşırı cool havaları vardır Twitter aleminin. Baktığınızda saçma gelebilecek profil fotoğraflarına sahiptirler. Dil çıkarmalı, göz kapatmalı fotoğraflar… 
Bu insanlara çok da laf etmek istemiyorum çünkü ortamın raconuna uymak lazım sonuçta. Twitter alemi ne gerektiriyorsa adamlar onu yapıyor. Sonuç olarak kendilerini takip ettiriyorlar. Bunu da çoğu zaman iyi yapıyorlar… 

Uçurtmanın İpi Kaçtı Şimdi Ne Yapmalı?

Kaçan uçurtmanın arkasından öylece bakakalırsın ya. İlk kez yaşadığında bu duyguyu, bir daha bu kadar üzülmeyeceksin sanırsın. Halbuki gökyüzüyle barışıp yeniden bir uçurtma havalandırdığında ona dair umutların vardır. Sanırsın ki bu kez yanlış yapmayacaksın.

Gökyüzünün huyudur oysa ki. Senin umutlarını almak, alıp uzaklara atmak. Sen bunu öğrenene kadar da yapar bunu. Uçurtmalara mı küsmek gerekir gökyüzüne mi ?

Öylece bakakalmak. Bu duyguya alışmak, artık yadırgamamak mıdır büyümek? Artık ağlamadan, hemen yeni umutları mı bağlamalı ipin ucuna; yoksa dönüp gitmeli mi ?