Mutluluğu Yakalayabilir Miyiz?

Ne kadar yürüdüğümü unutacak kadar çok yürüdüm. Neyi aradığımı unutacak kadar çok aradım. En sonunda kendimi de kaybettim ararken. O kadar çok baktım ki artık göremez oldum.

Şimdi neye tutunsam görüyorum ki çok kırılgan. Tutunacak hiçbir şey bulamıyorum. İnsanların çeşitli yöntemleri var. Kimisi geçmişe tutunuyor, kimisi geleceğe, kimi yalancı mutluluklara tutunuyor. Oysa hepsi sahte, hepsi kırılgan. İnsan kendini tutmalı bir kere, bir kere tuttu mu da bırakmamalı. Ben bir kez bıraktım kendimi, şimdi tekrar tutamıyorum.

İnsanın kendini yakalamaya çalışması kadar zor bir uğraş yok. Mutluluğu yakalamaya çalışmak dediğimiz belki de bu. Çünkü her şey öyle gelip geçici ki. Yaşadığımız tüm mutluluklar öyle gelip geçici. Sadece kendimiz kalıyoruz kendimize. Kıymetini bilmeli, sımsıkı tutmalı ki gitmesin.

Televizyon Bahane Sosyal Medya Şahane

Kullandığımız sosyal medya platformlarının gücünü, nelere sebep olabileceğini hiç düşündünüz mü? 
Sosyal medya üzerinden bir şeyi beğendirmek, insanları bir olay etrafında örgütlemek, yalan haberleri yaymak; kötü şeyleri iyi, iyi şeyleri kötü olarak göstermek oldukça kolay bir durum.  
Gücü oldukça fazla olan bir platform sosyal medya… O yüzden sosyal medya hesaplarını kullanırken bunu göz önüne alarak kullanmanız lazım.  
Öyle ki günümüzde sosyal medya üzerinden yaptığınız paylaşımların provokasyon değeri taşıdığı saptanırsa tutuklanma ihtimaliniz bile var. Yaptığınız paylaşımlara, seçtiğiniz sözcüklere dikkat etmeniz gerekiyor. Sosyal medyada aktif olayım derken başınıza bela alabilirsiniz, aman dikkat! 

Zayıflık Neye Göre Hesaplanıyor?

Acılardan kaçamamak mı benim kaderim, yoksa acıyı seçmek mi kederim? Kime değer verdiysem, beni üzebileceğini hissettirdiysem beni üzmeyi tercih etti. Ben de onlardan gelen her şeyi ama her şeyi kabullendim. Değiştim sandım, sandım ki artık kimse için üzülmem, çok da çabaladım. Kalbi mezarlık dolmuş kişiler için çabaladım hem de. Hep çiçekler açsın istedim herkesin yüreğinde. Basit olalım istedim belki de. Sadece basit ve mutlu olmak istedim. Ama olamadım.

Zayıflık mı bu bilmiyorum. İnsanın bir şeylere her hücresi ile üzülebilmesi zayıflık mı, insanlık bu mu yoksa inan bilmiyorum. Bilmek de istemiyorum bu değiştiremediğim kendimi.

Coolların Toplanma Alanı

Siz de fark etmişsinizdir, Twitter’da hep bir coolluk söz konusudur.  
Herkesin paylaştığı şeyler hemen hemen birbirine benzer. Bir boş vermişlik, acı çekme hali vardır herkeste. Hep bir gidenin ardından isyan ama bunun yanında da hayatı takmayan bir tavır söz konusudur. Aşırı modern, aşırı cool havaları vardır Twitter aleminin. Baktığınızda saçma gelebilecek profil fotoğraflarına sahiptirler. Dil çıkarmalı, göz kapatmalı fotoğraflar… 
Bu insanlara çok da laf etmek istemiyorum çünkü ortamın raconuna uymak lazım sonuçta. Twitter alemi ne gerektiriyorsa adamlar onu yapıyor. Sonuç olarak kendilerini takip ettiriyorlar. Bunu da çoğu zaman iyi yapıyorlar… 

Uçurtmanın İpi Kaçtı Şimdi Ne Yapmalı?

Kaçan uçurtmanın arkasından öylece bakakalırsın ya. İlk kez yaşadığında bu duyguyu, bir daha bu kadar üzülmeyeceksin sanırsın. Halbuki gökyüzüyle barışıp yeniden bir uçurtma havalandırdığında ona dair umutların vardır. Sanırsın ki bu kez yanlış yapmayacaksın.

Gökyüzünün huyudur oysa ki. Senin umutlarını almak, alıp uzaklara atmak. Sen bunu öğrenene kadar da yapar bunu. Uçurtmalara mı küsmek gerekir gökyüzüne mi ?

Öylece bakakalmak. Bu duyguya alışmak, artık yadırgamamak mıdır büyümek? Artık ağlamadan, hemen yeni umutları mı bağlamalı ipin ucuna; yoksa dönüp gitmeli mi ?

Hangi Zaman Dilimindeyim?

Ait olmadığım ancak yaşamak zorunda olduğum bir şehrin ta kendisi  bu zaman dilimi. İçi boşaltılmış her şeyin… Herkes içi dolu bir şeyler arıyor da sanki, kimse içine bakmıyor. Her şey tüketilmiş. Hızlı yaşamaktan, aç gözlülükten, tüketeceğiz diye tükenmişiz.

En büyük buhranımız hayatlarımız mı, gerçekten büyük savaşı yaşamadık mı ? İnsanı içten çürüten bir savaşın varlığı…

Herkes olanlara aynı anda uyum sağlayamıyor. Aynı anda boşaltamıyor içini. Birer robot olana dek mücadele veriyoruz. O zamana kadar hayat bizi oradan oraya çarpıyor.

Her şey ama her şey bitiyor bir yerde. Ne kadar herkes gibi olmayacağım desen de en sonunda kendini bulduğun yer orası oluyor. Herkesler mezarlığı… Buraya ne çok insan gömdük. Kendimizi buraya gömmemek için ne çok çabaladık. Ben de artık oradayım. Onca zaman korktuğum, kendimi sakladığım o yerde… Ben de artık bir ölüyüm. Hey gömdüklerim, mutlu musunuz ? Nasılsa buraya geleceksin derken size yanılıyorsunuz diyordum. Mutlu musunuz ? Hep beraber sizinle burada çürümek o kadar lanet bir duygu ki… Bu yenilmişlik hissini siz de yaşamış mıydınız? Ben sizden daha çok direnmiştim ama, diyerek mi avutacağım kendimi…